nefes : pkk propagandası sinemalarda…
bugün yaklaşık bir haftadır herkesin dilinde olan nefes filmini izledim. izlemeden önce gelen yorumlardan, tavsiyelerden milliyetçilik duygularını ajitasyon ile yoğuran ve doğası gereği ticari düşünen bir hikaye bekliyordum. ancak izledikten sonra durumun hiç de böyle olmadığını gördüm. her ne kadar düz mantıkla “vah vah asker öldü, tüh tüh annesiyle konuştu” diyerek, kendisine verilenin, izlediğinin farkına varamayanlar halen filmi “bir kahramanlık hikayesi” zannetseler de, kazın ayağı hiç de öyle değil.
nefes filmi, ilk dakikalarından itibaren, pkk ve kürtçülük politikası üzerine kurulu.. filmin içine, psikolojik savaş ve algı yönetimi unsurları, titizlikle yerleştirilmiş… film boyunca, türk askeri aciz ve çaresiz durumda gösterilirken, pkk ise korkulan, çekinilen rolde… askerlerin nöbetlerde uyudukları, gözlerini kapatıp hayallere daldıkları sahneler göze sokulurken, pkk ise sürekli tetikte, bir tehdit unsuru olarak filmin aslında başrolünde… karakola mahkum kalan ve dışarı başlarını uzatamayan türk askerine karşı, dağlarda kol gezen ve film boyunca askerlere psikolojik baskı uygulayan pkk sürekli üstün taraf… üstelik filmin sonundaki karakol baskınında, film boyunca olumsuz bir imaj çizen psikolojik sorunlu yüzbaşı dahil, türk askerleri doğru düzgün bir kurşun dahi sıkamazken, pkk’lılar rpg’leri, kanas’ları ile adeta düzenli bir ordu gibi saldırı düzenliyor. karakolun komutanı ve askerleri, çatışmada aciz kalıp, çoğu tek kurşun sıkamadan ölürken, pkk’lılar terminalojideki tabirle “sızma operasyonunu” başarıyla yürütüp, ağır hasara sebep oluyorlar.
filmin başından, sonundaki baskın sahnesine kadar, sürekli olarak “pkk baskını” aciziyet içerisinde bekleniyor. seyirci de, aralara serpiştirilmiş “annelerle konuşma sahneleri” , “sevgiliden ayrılma” , “eşe mektup” gibi ajitasyon unsurları içerisinde, türk askerinin durumuna acıyıp, üzülerek, “kaçınılmaz son” a duygusal olarak yoğunlaşmış biçimde hazırlanıyor.
“doktor” kod adlı terörist ile komutanın konuşmalarının satır aralarına da, psikolojik harekat unsurları itinayla serpiştirilmiş. teröristin “bizi kendi topraklarımızda sürgün bıraktınız, fakirliğe mahkum ettiniz, dilimizi yasakladınız, bu bayrakta bizim de kanımız var ama siz bizi yok saydınız, bizi ezdiniz, horladınız” şeklindeki çıkışlarına, ikili diyalogta türk ordusunu ve devletini temsil eden roldeki komutan “pasif ve silik ve hatta korkak” tavır ve yanıtlarla haksız ve baştan yenik durumda gösteriliyor.
pkk’nın karakolun dış haberleşmesine sızabilmesi, görüşmelere karışabilmesi ve muhtemelen sürekli olarak dinlemesi, bir başka aciziyeti bilinçaltına film boyunca işliyor. türk bayrağı göndere çekilirken kürtçe şarkı söyleyen, kürtçe konuşan askerin vurgusu bilinçli olarak işlenmiş ve yerleştirilmiş. komutanın psikolojik sorunları aynı amacın ürünü. yaralı olarak ele geçirilen teröriste işkence yapıldığı sahne ise büyük ihtimalle yurt dışında türk askeri ve ordusunun imajına vurulacak bir darbenin, bir karalamanın hazırlığı…
atatürk büstününc son çatışmada parçalanması ve üzerindeki “ne mutlu türküm diyene” yazısının, parçalanmış haliyle pan yapılarak saniyelerce göze sokulması, aklıma gelen bir başka detay. yine aynı şekilde, filmin başında, desteğe gelen timin, pkk’nın ağır ve profesyonel ve pahalı bir silah olan kanas atışı yüzünden, tek kurşun sıkamadan iki şehit vermesi, askerlerin kaya arkasına sığınarak, kafalarını bile kaldıramadan korkudan titreyerek beklemeleri, timin karakola ulaştığında nöbetçi asker ve komutanları horul horul uyurken bulmaları…
bunlar gibi bir çok detay ve sahne, filmin içine öyle ustalıkla yerleştirilmiş ki… ilk saniyeden itibaren “hain pkk zavallı askercikleri bakalım ne zaman keklik gibi avlayacak” diyerek kabulleniş ve teslimiyet içerisinde ağlaşan seyirci üzerinde etkisi başarıyla gözleniyor.
kısacası, nefes filmi baştan aşağı pkk ve kürtçülük propagandası içeriyor. gösterime giriş tarihinin denk getirildiği olaylar zinciri de önemli… ben verdiğim bilet parasına acıdım, eğer izlemediyseniz, hiç izlemeyin derim.